Çocukların boykot hassasiyeti
Hüseyin Arpa
Ramazan ayını tüm güzellikleri ile yaşıyoruz. Bizler, ülkemizde rahmet, bereket ve huzur iklimi ikliminde bu özel zamanları yaşarken, dünya üzerinde Müslümanlara yönelik saldırı ve zulümlerin arttığını üzülerek görmekteyiz.
Asrın Müslümanlarının en büyük sınavı Filistin… Yüce Yaradan bizleri Filistin ile imtihan ediyor. Bu sınav, ülkeler kadar fert olarak bizlerin de sınavı.
İki yıldan uzun bir süreden beri Gazze ateş altında. Taş üstünde taş kalmadı. Göstermelik ateşkes ve sözde ambargo kaldırılmaları da yaşanan dram ve zulmü azaltmadı.
Türkiye ve birkaç İslam ülkesi ile İspanya gibi ülkelerin destekleri dışında bu haksızlığa, bu katliama karşı çıkan da çok olmadı.
Bu süreçte bizlere düşen ise önce dua sonrasında da maddi destek ve bununla birlikte ve tatbikî boykot…
Elazığ Belediyesi’nin Gazze’de bulunan Han Yunus Belediyesi ile kardeş belediye olması ve buradaki enkazın kaldırılarak başta altyapı olmak üzere şehrin yeniden inşa çalışılmalarına katkılar veriliyor.
Yine Elazığ insanı bir ramazan ayı boyunca Han Yunus’ta her gün 1000 Gazzeli kardeşimizin kişinin iftarını üstlendi. Elazığ Belediyesi bunun 10 gününü deruhte etti. Diğer günler için de başta STK’larımız olmak üzere iş insanlarımızın yoğun desteği sürüyor.. Çok şükür bu konuda herhangi bir aksama olmuyor.
Ancak Gazze konusunda en büyük zafiyetimiz ve en büyük iradesizliğimiz boykot ürünlere hala tüketiyor olmamamız.
İftar sofralarında bile hala malum sarı ve siyah içecekleri görüyoruz. Alışveriş merkezlerinde en çok boykot ürünlerin satıldığını görüyoruz. Nazımızın geçtiği market ve AVM sahiplerine neden bu ürünleri sattıklarını soruyoruz. Cevap: “O ürünlere büyük talep var.”
Boykot konusunda çocuklarımız ve gençlerimiz bizlerden daha duyarlı. Annesi ya da babası raftaki bir boykot ürüne el uzattığı an tepki veriyor çocuklarımız. “o boykot ürün baba alamazsın!” diyor.
Çocuğun saflığı ve merhameti biz büyükleri utandırtacak düzeyde. Çocuk kalbi daha hassas Gazze konusunda. Gördüğü manzaralar, çocukların perişan halde ve yetim kalmaları. Toz- toprak içinde ve enkazlar arasında yaşamaya çalışmaları bizlerden çok çocuklarımızı etkiliyor. Ve bu günlerde her evin boykot müfettişleri çocuklarımız olmuş durumda.
Bizlere kalsa “bir taneyle ne olur” kafasındayız. Hatta ara sıra ramazanda tıka basa doldurduğumuz midemizi biraz rahatlayalım diye malum siyah içeceklerden kaçamak yapıyoruz.
Bugün bizler huzur içindeyken, evimizde türlü türlü yemeklerle iftar açarken ve sıcak yuvamızda mutlu mesut yaşarken bir ürüne dahi boykot uygulayamayacaksak ve ondan uzak duramayacaksak bizim değil Müslümanlığımız, insanlığımız bile sorgulanır.