İbrahim Kayaoğlu

Alın Teri mi, Spekülasyon mu?

İbrahim Kayaoğlu

Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmelere baktığımızda insanın içi rahat etmiyor. Altın, döviz, borsa, kripto para piyasaları bir gün yükseliyor, ertesi gün sert düşüyor. Kimi insanlar yılların birikimini birkaç saat içinde kaybederken, bazı çevreler milyarlarca dolar kazanç elde ediyor.

Peki ortada üretilen nedir?

Hangi fabrika kurulmuştur?

Hangi tarla ekilmiştir?

Hangi işçiye ekmek kapısı açılmıştır?

Hangi alın teri dökülmüştür?

İslam'ın ekonomik anlayışı tam da burada devreye girer. Çünkü İslam servete değil, haksız ve emeğe dayanmayan kazanca karşıdır.

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:

"Allah alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır." (Bakara Suresi, 275)

Bu ayet aslında ekonomik hayatın temel prensibini ortaya koymaktadır. Ticaret vardır, risk vardır, emek vardır, üretim vardır. Bunlar helaldir. Ancak emek vermeden, üretmeden, sadece paranın gücüyle başkalarının sırtından kazanç elde etmek ise yasaklanmıştır.

Başka bir ayette ise şöyle buyurulur:

"Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin." (Âl-i İmran Suresi, 130)

Peygamber Efendimiz (sav) de faiz konusunda son derece ağır ifadeler kullanmıştır:

"Faiz yiyen, yediren, yazan ve şahitlik edenlerin hepsi günahta eşittir." (Müslim)

Çünkü faiz ve spekülasyon merkezli sistemlerde kazanan çoğu zaman üretenler değil, sermayeyi yönetenler olur.

Bugün birçok piyasa, küçük yatırımcıların duyguları üzerinden yönlendirilmektedir. Bir söylenti çıkarılır, insanlar alıma yönelir. Fiyat yükselir. Ardından büyük oyuncular ellerindeki varlıkları satar. Küçük yatırımcı zirveden alım yapar. Sonra piyasa düşer. Kaybeden yine küçük yatırımcı olur.

Tarih bunun örnekleriyle doludur.

1637 yılında Hollanda'da yaşanan "Lale Çılgınlığı" sırasında insanlar bir lale soğanı için evlerini satacak hale geldi. Balon patladığında servetler yok oldu.

1929 yılında borsa çöküşü milyonlarca insanı yoksulluğa sürükledi.

2008 küresel finans krizinde milyonlarca insan evini ve işini kaybetti.

Son yıllarda ise çeşitli kripto para projelerinde büyük vaatlerle piyasaya çekilen milyonlarca kişi ciddi kayıplar yaşadı.

Ortak nokta şuydu:

Kolay kazanç hayali...

Emeksiz zenginleşme arzusu...

Ve birilerinin kurduğu oyuna sonradan dahil olmak...

Oysa İslam'ın önerdiği yol bellidir.

Çiftçi üretecek.

Sanayici yatırım yapacak.

Esnaf ticaret yapacak.

İşçi emeğinin karşılığını alacak.

Yatırımcı ise gerçek ekonomik faaliyetlere ortak olacak.

Kazanç; üretimden, hizmetten ve alın terinden doğacak.

Unutulmamalıdır ki bereket ile servet aynı şey değildir. Haram yollarla elde edilen büyük servetler sahibine huzur getirmeyebilir. Tarih, servetleriyle kibirlenen nice insanların ibretlik sonlarıyla doludur. Kur'an'da Rabbimiz şöyle buyurur:

"İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır." (Necm Suresi, 39)

İşte bu ilahi ölçü bugün de geçerlidir.

Çalışmadan kazanma tutkusu toplumları çökertir.

Üretmeden zenginleşme arzusu ekonomileri çürütür.

Emekten kopan para, adaletten de kopar.

Bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şey; spekülasyon ekonomisi değil, üretim ekonomisidir.

Daha fazla manipülasyon değil, daha fazla ahlaktır.

Daha fazla faiz değil, daha fazla emektir.

Çünkü alın terinin olmadığı yerde bereket, adaletin olmadığı yerde huzur olmaz.
 

Yazarın Diğer Yazıları