İbrahim Kayaoğlu

Bari Bayramda Dijitalleşmeyelim...

İbrahim Kayaoğlu

Kurban Bayramı ve Değişen Dünyada "Biz" Olmak

Zamanın baş döndürücü bir hızla aktığı, her şeyin "tüketilmek" üzere tasarlandığı modern çağda, bizi durup düşünmeye, yavaşlamaya ve özümüze dönmeye davet eden istisnai anlar vardır. Kurban Bayramı, işte bu davetlerin en güçlü, en köklü olanlarından biridir. Takvim yaprakları bu mübarek günleri gösterdiğinde, sadece dini bir ibadeti yerine getirmekle kalmayız; aynı zamanda insan olmanın, paylaşmanın ve "biz" kalabilmenin provasını yaparız.

Ancak kabul etmek gerekir ki, her yıl karşıladığımız bayramlar, değişen dünya düzeninden ve dijitalleşen yaşam pratiklerimizden nasibini alıyor.

Mesafeler Azalırken Seyrelen Bağlar

Bugün, dünyanın öbür ucundaki bir yakınımıza saniyeler içinde ulaşabiliyor, bayram tebriklerimizi tek bir tuşla yüzlerce kişiye aynı anda gönderebiliyoruz. Kolaylık mı? Elbette. Peki ya samimiyet?

Eski bayramların o heyecanlı telaşını, günlerce öncesinden başlayan hazırlıkları ve en önemlisi "birlikte olma" arzusunu dijital dünyanın soğuk ekranlarına kurban ediyor olabilir miyiz? Bir mesaj grubuna atılan toplu tebrik, kapıyı çalan bir çocuğun gözündeki ışıltının ya da bir büyüğün elini öpmenin yerini tutabilir mi?

Bayramı "bayram" yapan şey, mesafeleri teknolojiyle kapatmak değil, gönül mesafelerini samimiyetle sıfırlamaktır.

Paylaşmak: Zorunluluk mu, Gönül İşi mi?

Kurban ibadetinin özü, kelime anlamından da anlaşılacağı üzere "yakınlaşmaktır” Yaradan’a yakınlaşırken, kulun kula olan mesafesini de kısaltmaktır. Kesilen kurbanların etinin üçte birinin evde bırakılıp, kalanının ihtiyaç sahiplerine ve dostlara dağıtılması kuralı, aslında muazzam bir sosyal adalet ve empati köprüsüdür.
Günümüzde ise şehir hayatının getirdiği koşturmaca ve pratiklik arayışı, birçoğumuzu vekaletle kurban kesmeye yönlendiriyor. Elbette bu da çok kıymetli bir ibadet şeklidir ve dünyanın bir ucundaki açlıkla mücadele eden insanlara ulaşmak adına büyük bir fırsattır. Bu fırsatı da değerlendirip çook uzaklardaki kardeşliğimizi bir kurbanla hatırlatmak ebetteki bir imkândır. Bu imkânı da değerlendirmek gerekir. Ancak Kurbanı vekalet yoluyla keserken Ziyaretlerimizi dijitalleştirmemeliyiz. Komşunun kapısını çalmayı, bayramlaşmayı ve o dayanışma ruhunu bizzat hissetmeyi unutmamalıyız.

Bugün Bize Düşen

Bu Kurban Bayramı’nda kendimize bir söz verelim:

Ekranları Kapatıp Göz Hizasına İnşallah: Bayram boyunca akıllı telefonları bir kenara bırakıp, karşımızdakinin gözünün içine bakarak sohbet edelim.

Sadece Eti Değil, Sevgiyi de Paylaşalım: Çevremizde yalnız olan, kapısı çalınmayan bir yaşlı, bayramlığı olmayan bir çocuk varsa, bayramın coşkusunu önce onlara taşıyalım.

Kırgınlıkları Kurban Edelim: Bayramın en güzel yanlarından biri de affetmektir. İçimizde biriktirdiğimiz küçük hesapları, kırgınlıkları bu bayram vesilesiyle geride bırakalım.

Nihayetinde bayramlar, sadece tatil ilan edilen takvim günleri değildir. Bayram, hatırlandıkça çoğalan, paylaşıldıkça güzelleşen ve insanı insan kılan değerlerin bütünüdür.

Gönüllerin birbirine yakınlaştığı, sofraların paylaşımla bereketlendiği, sevgi ve huzur dolu bir Kurban Bayramı geçirmeniz dileğiyle...
 

Yazarın Diğer Yazıları