İbrahim Kayaoğlu

DOSTU UZAKLAŞTIRMANIN BEDELİ

İbrahim Kayaoğlu

Bazen bir davet listesi, bir teşkilatın ruhunu ele verir.

Bazen bir iftar sofrası, sadece yemek değil; vefanın, hatırın ve hafızanın da sınandığı bir imtihan olur.

Bugün şahit olduğumuz manzara tam da buydu.

Yıllarını, emeğini, gönlünü ortaya koymuş insanların yok sayıldığı; buna karşılık dünün mesafeli duranlarının başköşeye alındığı bir tablo…

İşte tam da bu noktada Ebu Müslim Horasani’nin şu sözü yankılanıyor zihnimizde:

“Dostlarını uzak tuttular, düşmanlarını yakınlaştırdılar…

Yakınlaştırılan düşman dost olmadı; ama uzaklaştırılan dost düşman oldu.”

Bu sadece bir söz değil, tarihin defalarca doğruladığı bir hakikattir.

Çünkü dava dediğimiz şey sadece sloganlarla, tabelalarla ayakta kalmaz.

Onu ayakta tutan; emek, sadakat ve vefadır.

Eğer bu üç temel zedelenirse, geriye sadece kalabalıklar kalır ama o kalabalıklar ruhsuzdur.

Bugün küçük bir teşkilat içinde yaşanan bu kırılma, aslında daha büyük bir fotoğrafın küçük bir parçasıdır.

Ortadoğu’ya baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz.

Aynı kıbleye yönelen, aynı kitaba inanan, aynı Peygamber’in ümmeti olan toplumlar…
Ama ne yazık ki birlik yerine ayrışmayı, kardeşlik yerine hesaplaşmayı, dayanışma yerine suskunluğu tercih eden yönetimler…

Oysa Kur'an-ı Kerim açıkça “Müminler ancak kardeştir” buyurur.

Ama bugün o kardeşlik, siyasi hesaplara kurban edilmektedir.

Daha acı olan ise şudur:

Kardeşler birbirine mesafe koyarken, zalimler birbirine daha da yaklaşmaktadır.

Tıpkı o sözde olduğu gibi…

Yakınlaştırılan zalim, hiçbir zaman dost olmaz.

Ama uzaklaştırılan kardeş, zamanla kırılır, küser ve en sonunda saf değiştirir.

Bu sadece bireysel bir kırgınlık değil, toplumsal bir çöküşün başlangıcıdır.

Çünkü birlik; dış tehditlerle değil, içerideki vefasızlıkla yıkılır.

Bugün bir iftar sofrasında hissedilen eksiklik, yarın bir davanın çöküşüne dönüşebilir.

Bugün görmezden gelinen emek, yarın bulunamayacak bir değere dönüşür.

Ve en sonunda herkes şu gerçekle yüzleşir:

Kaybedilen aslında insanlar değil, bir ruh, bir dava ve bir gelecek olmuştur.

Son söz şudur:

Dostu kaybetmenin maliyeti, düşmanı kazanmaktan çok daha ağırdır.

Ve tarih, bu hatayı yapanları asla affetmez.
 

Yazarın Diğer Yazıları