İbrahim Kayaoğlu

Patlıcan Değil, Gücün Gölgesine Sığınanlar

İbrahim Kayaoğlu

Saraylar değişir...

Tahtlar yıkılır...

simler, unvanlar, bayraklar değişir.

Fakat bir karakter vardır ki asırlardır hiç değişmez: Gücün gölgesinde yaşayan dalkavuk karakter.

Eskilerin ibret dolu kıssası meşhurdur.

Padişah bir gün patlıcanı över. Sofradakiler bir ağızdan patlıcanın faziletlerini anlatmaya başlar. Ertesi gün padişah patlıcandan nefret ettiğini söyler. Aynı ağızlar bu defa patlıcanı yerin dibine sokar.

Buna şaşıranlara verilen cevap ise meselenin özüdür:

«"Ben patlıcanın değil, padişahın dalkavuğuyum."»

İşte çağlar değişse de değişmeyen hastalık budur.

Bugün de nice insanlar hakikatin değil, makamın peşinden yürümektedir. Rüzgâr hangi taraftan eserse sözlerini oraya çeviriyor; güç kimdeyse doğrularını da onunla birlikte değiştiriyorlar.

Dün "asla" dediklerine bugün "elzem" diyorlar. Dün alkışladıklarını bugün yeriyor, dün reddettiklerini bugün büyük bir iştiyakla savunuyorlar. Üstelik bunu izah etme ihtiyacı bile hissetmiyorlar. Çünkü onların pusulası hakikat değil, menfaattir.

Oysa müminin pusulası şahıslar değil, Allah'ın indirdiği ölçüdür.

"Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha yakındır." (Mâide 5/8)

Hak, dostuna göre eğilip bükülmez. Adalet, düşmana göre değişmez. Ölçü şahıslar değildir; ölçü vahiydir.

Resûlullah ( s.a.v.) de ümmetini şu sözlerle uyarmıştır:

«"Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et."»

Sahâbe, "Mazluma yardım ederiz; peki zalime nasıl yardım edeceğiz?" diye sorunca Efendimiz ( s.a.v.)

«"Onu zulmünden alıkoyarak." buyurmuştur. (Buhârî)»

İşte gerçek sadakat budur.

Liderini yanlışta alkışlamak değil, yanlıştan döndürmeye çalışmaktır.

Çünkü sürekli alkışlayanlar, yöneticilerin en büyük dostu değil; çoğu zaman en büyük felaketidir.

Kur'an, hakikati gizleyenleri ağır bir dille ikaz eder:

"Hakkı batıl ile karıştırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin." (Bakara 2/42)

Hakikatin gizlendiği yerde övgü çoğalır; övgünün çoğaldığı yerde kibir büyür; kibrin büyüdüğü yerde ise zulüm yeşerir.

Bugün toplum olarak en çok kaybettiğimiz şeylerden biri de ilkelerdir.

İnsanlar fikirlerine göre siyaset yapmıyor; siyaset değişince fikirlerini değiştiriyor.

Makam değişince kalem değişiyor.

İktidar değişince vicdan da yön değiştiriyor.

Hâlbuki gerçek dava adamı, alkış almak için değil; doğruyu söylemek için konuşandır.

Gerçek âlim, hükümdarın hoşuna giden fetvayı veren değil; Allah'ın razı olacağı sözü söyleyendir.

Gerçek aydın ise iktidarın ışığına değil, hakikatin nuruna yürüyendir.

Elbette insan yeni delillerle kanaatini değiştirebilir. Bu fazilettir.

Fakat menfaat değişince fikir değiştirmek fazilet değil; karakter zaafıdır.

Omurga, rüzgâra göre eğilmemektir.

Duruş, kalabalığa göre şekil almamaktır.

Şeref ise gücün yanında değil, hakkın yanında durabilmektir.

Patlıcanın hiçbir suçu yoktu.

Sorun, tadı ölçen damakta değil; ölçüyü padişahın keyfine bağlayan zihniyetteydi.

Bugün de mesele isimler değildir.

Mesele; hakikati kişilere göre eğip büken, doğruyu makamların gölgesinde arayan anlayıştır.

Unutulmamalıdır ki insanlar liderleri yücelterek değil, hakikati yücelterek yükselirler.

Çünkü tarih, gücün önünde eğilenleri değil; hakkın önünde eğilenleri yazar.

Ve en önemlisi...

Allah katında değerli olan, alkışlanan olmak değil; istikamet üzere kalabilmektir.

«"Dosdoğru ol emrolunduğun gibi..." (Hûd 11/112)»

Hak değişmez.

İlke değişmez.

Vahiy değişmez.

Değişen sadece, gücü hakikatin önüne koyan insanların yüzleridir.
 

Yazarın Diğer Yazıları