İbrahim Kayaoğlu

Ah ve Halimiz...!

İbrahim Kayaoğlu

Bomba, kan, ateş ve göz yaşı,

Ateş çemberinin tam ortasındayım !

Gözlerim kapalı, kulaklarım tıkalı, zihnim karmakarışık.

Dört bir yanım cayır cayır, ölüm çığlıklarının yanı başındayım.

Kıyametin eli kulağındayken,

Ben tüm dikkatimle ümmeti dağıtan tartışmaların en sığ noktasındayım.

Suriye kadar harap

Libya kadar bitap

Filistin kadar kimsesiz

Mısır kadar yorgunum.

Çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve hastalar çığlık çığlığa,

Ölüm, zulüm, yıkım ve katliam var

Bebek naaşlarını köpekler parçalarken

Ben Rabia meydanında diz çökmüş koyu bir ihtilaf tartışmasındayım.

Mahşerin orta yerindeyim

Sûr İsrafil meleğinin dudaklarında

Somali kadar aç

Doğu Türkistan kadar kimsesiz

Arakan kadar sahipsizim

Bir yanımda vurulanlar

Diğer yanımda yakılanlar

Ötemde kesilenler,

Berimde asılanlar,

Dört bir yanımda feryat dört bir yanımda çığlık, gökler titriyor adeta gökler

Bense karşı gurubu tekfir uğraşındayım...

İşte Şuan Gazze’deyim!

Şifa Hastanesinin yıkıntıları içindeyim

Bebekler ecel beşiklerinde,

Ölüm kol geziyor,

Sağımda yangın, solumda gözyaşı, çevrem kan revan, cehennem ateşi harlanıyorken,

Ben şovenist bir taassubunun lüzumsuz kavgasındayım...

Gülüşümü Irak ta bıraktım

Özlemim Suriye’de

Gözyaşlarım Arakan’da

Sevdam Filistin’de

Kendime sevdalıyım

Kendimle kavgalıyım

Kendime belalıyım

Ne hubel putunu kıran benim

Nede Firavuna direnen benim.

Emevi Camisi Selahaddin’i beklerken

Ben Ayasofya’da ihtilafların tam ortasındayım,

Üstelikte olimpusun çocuklarına boyun eğer bir haldeyim...

Gururum, şerefim ve onurum ayâklar altındayken

Ben hala anlamsız tartışmalarda, lüzumsuz nefretlerle, beyhude kavgaların uğraşındayım...

Zulüm kol geziyor merhamet sokaklarında

Zalime direnen bir ben mi kaldım?

Ben de susarsam insanlık suskun

Kainat suskun

Dağlar taşlar mı konuşacak ?

Ben umut bağlanan ümmetim,

İnsanlık onuruyum,

Adaletim,

Merhametim,

Ben İnsanım, insan !

Kıyamet saatine ramak varken

Ahvâli pür melâlim budur işte ! ...

Bu dizeler, bir şiir olmanın çok ötesinde; çağın vicdan muhasebesidir. Serdar Mirza Mollabey Hocam kelimeleriyle sadece acıyı anlatmıyor, bizi yüzleştiriyor. Coğrafyaların değil, kalplerin harap hâlini gözler önüne seriyor. Ümmetin dağınıklığını, insanlığın suskunluğunu ve vicdanın yorgunluğunu yalın ama sarsıcı bir dille kayda geçiriyor. Her mısra bir çığlık, her satır bir aynadır. Bu yürekten feryat, unutmaya alışanlara hatırlatma; suskunluğa sığınanlara çağrıdır. Kalemine sağlık, yüreğine sağlık Serdar Hocam. Rabbim bu satırları okuyanlara uyanış, yazana ise ecir eylesin.
 

Yazarın Diğer Yazıları