İbrahim Kayaoğlu

İyi ki ahiret var, iyi ki hesap var!

İbrahim Kayaoğlu

Yahudi iş insanı ve pedofoli suçlusu Jeffrey Epstein davasında, özellikle küçük çocuklara yönelik işkence ve cinsel istismarın ortaya çıkmasının ardından, tarihsel metinlerde yer alan bazı anlatılar yeniden gündeme gelmiştir. Bu bağlamda Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme adlı eserinde Trabzon ve Yahudilere ilişkin aktardığı bir anlatı tekrar tartışılmaya başlanmıştır.

Evliya Çelebi, Seyahatnâme’de Trabzon’daki Müslüman ve Hristiyan mahallelerinden söz ettikten sonra, şehirde Yahudilerin neden bulunmadığına dair dikkat çekici bir anlatıya yer verir.

Anlatıya göre Sultan Selim Han dönemine kadar Trabzon’da Yahudiler de yaşamaktaydı.

Aktarılan rivayete göre bu dönemde şehirde iki çocuk kaybolur. Yöneticiler ve halk tarafından yapılan aramalara rağmen çocuklara ulaşılamaz. Günler geçip umutlar azalırken, bir gün pazarda parlak kırmızı ve yaldızlı sarı sahtiyanlar (boyanmış ve cilalanmış deri) ortaya çıkar ve halkın dikkatini çeker.

Evliya Çelebi’nin anlatımına göre, sahtiyanları inceleyen bir derviş, derilerin üzerinde ilk bakışta fark edilmeyen ancak dikkatlice incelendiğinde şifreli olduğu anlaşılan bir yazı tespit eder. Yazıda şu ifadelerin yer aldığı aktarılır:

“Ey bizim ahvalimize vâkıf olmak isteyen! Yirmi senedir debbağ Yahudiler elinde zîr-i zemînlerde mahpus olduk. Allah rızası ve Resûlullah şefaati için bizi kurtarın ki acaiplikler göresiniz.”

Dervişin durumu Sultan Selim Han’a bildirmesi üzerine debbağhanelerin araştırılması emri verilir. Yapılan incelemelerde kayıp iki çocuğun bir mağarada bulunduğu aktarılır. Evliya Çelebi, çocukları kaçıran kişinin, iki kardeşin derilerini yüzerek onları sırt sırta oturttuğunu ve bu şekilde debbağ işlemi yaptığını yazar.

Bu olayın ardından şehirde büyük bir infial yaşandığı, kale kapılarının kapatıldığı ve sonrasında Yahudilerin Trabzon’dan uzaklaştırıldığı ifade edilir.

Evliya Çelebi,  bu gelişmelerden sonra Trabzon’da Yahudi nüfusunun kalmadığını aktarır.

Tarih değişse de bazı olayların ve zihniyetlerin benzer şekillerde tekrarlandığı görülmektedir. Jeffrey Epstein vakası da yalnızca bireysel bir suç dosyası olarak değil, güç, çıkar ve ahlaki çöküşle beslenen karanlık bir yapının ürünü olarak değerlendirilmelidir.

Merhum Necmettin Erbakan’ın da ifade ettiği gibi, adaletsizlik ve zulüm karşısında güçlü olmak; bunun için de çok çalışmak, değerlerimizin kıymetini bilmek ve onları gelecek nesillere aktarmak zorundayız.

İyi ki ahiret var.

İyi ki hesap var.

İyi ki cennet var.

İyi ki cehennem var.

Zulmedenler için adalet mutlaka tecelli edecektir.
 

Yazarın Diğer Yazıları